Dudak Kuruluğu için Küçük Ama Etkili Krem :)

Merhabalar; Dudak kuruluğu ‘ ma çare bulduğumdan beridir hayat bana daha kolay 🙂 İnanın küçük gibi görünüyor ama çok büyük problemdi benim için. Aşırı kuruyor, çatlıyor, hatta bazen gülemeyeceğim kadar gerilip kanıyordu. Tabiki duyduğum gratis ‘te watsons ‘ta satılan neredeyse tüm kremleri denedim olmadı eczane ‘den merhemler kremler aldım ama onlar da günlük hayatta sürüp çıkabileceğiniz şeyler değildi. ancak yatarken sürebiliyordum ama gün içinde de ihtiyaç duyuyordum. Blisteks ‘in bu küçücük kremini alıp denediğim gün inanamadım.

Kıvamı sert bir merhem gibi, ama sürdüğünüzde dudağınızda sadece parlatıcı var gibi duruyor. Biraz mentollü ben çok seviyorum ama sevmeyenler de var biliyorum. Aşırı yumuşatıyor. Çok uzun süre dudağınızda kalıyor, sürekli tazelemeye ihtiyaç duymuyorsunuz. Ben mat rujların altına incecik sürüyorum ve sonuç harika. Normal şartlarda mat rujlarla hemen kuruyan dudaklar saatlerce nemli ve mat kalabiliyor. Benim o kadar çok var ki bi tanesi yatağımın başında bi tane çantamda bi tane arabamda, resmen vazgeçilmezim oldu. Dudaklarım asla eskisi kadar kurumuyor artık. Geceden bolca sürüp yattığınızda sabaha taptaze dudaklarla uyanacaksınız. Benim gibi dudaklarını soyan ve sürekli yaralı dudaklarla gezen biriyseniz sabaha uyandığınızda nasıl bu kadar çabuk iyileştiğine inanamayacaksınız. Fiyatı internette ortalama 14-15 tl, Küçük olduğuna bakmayın çok uzun süre gidiyor..

Yaz sıcağında ten makyajı sorunsalı :)

Biz kadınların yaz aylarında yaşadığı problemlerin başında gelir. Hem azıcık kapatsın, hemde yok gibi incecik olsun, terlediğimizde dağılıp parça parça durmasın, yüzümüzü yağlandırmasın, hatta mümkünse güneş koruyucusu olsun. 🙂 Çok mu şey istiyoruz , hayııır. Bence de çok şey istemiyoruz.

Pure beauty markasına ait çok güzel bir ürün keşfettim. yaklaşık 2 yıl önce bu markasnın CC Cream ‘ini kullanmıştım biraz fazla simli ve yağlı bir yapısı vardı, kuru ciltliler beğeneceklerdir. Fakat ben karma bi cilde sahip olduğum için biraz yağlanma yapmıştı. Watsons indiriminde görünce birde BB Cream ‘ e şans vermek istedim ve ilk gün uygulayıp akşam eve geldiğimde hala cildimde duruyor olması, yağlanma yapmaması, ten rengimle birebir bütünleşiyor olması, birde üstüne güneş koruyucu sürmeme gerek kalması beni baya hoşnut etti.

Birde küçük bir dip not; yüzünüzü ince bir yüz kesesiyle duşta keseledikten sonra nemlendirirseniz üzerine BB Cream harika oluyor.

Tırnak Sararmasına En Basit Çözüm..

Tekrardan Merhabalar; Bugün genel olarak tüm kadınların en dikkat ettiği şey yani tırnak bakımından bahsedeceğim. Öncelikle Tırnak sararmasından başlamak istiyorum. Çok sık oje süren hatta neredeyse ojesiz gezmeyen bir insan olarak en sık yaşadığım problemlerden biri tırnak sararmalarıdır. Deneyimlerim sonucu sararmalara en iyi gelen şey şüphesiz ki limon. Birçok şey denedim (çamaşır suyu dahil) bazıları sararma konusunda  işe yarasa da tırnakları inceltip zayıflattığını gördüm. Salataya veya herhangi bir yemeğe limonu kullandıktan sonra atmayıp kalanıyla tırnaklarınızı ovarsanız farkı göreceksiniz. Hatta tırnaklarınız zayıf ve soyulan cinsten ise  sertleşip güçlendiğini gözlemleyeceksiniz.

Gelelim etlerimize; ben manikürümü çok zorda kalmadıkça özel günler hariç hep kendim yapıyorum. Sık sık el yıkadığım için de etlerim çok hızlı sertleşip beni rahatsız etmeye başlıyor. Etlerim çok kesilecek kıvama gelmediyse, yoğun el kremleri veya vazelin gibi ürünlerle bolca nemlendirip süresini biraz daha uzatıyorum. Flormar başta olmak üzere bir sürü markanın tırnak eti yağı tarzı ürünleri var eminim aranızdan kullananlar vardır. fakat ben hiç birinin vazelin kadar etkili yumuşattığını görmedim. Yani kısaca paranızı boşuna harcamayın alın bi vazelin gece yatarken tırnak etlerinize hatta ellerinize komple sürüp yatın sabaha pamuk gibi yumuşacık bakımlı ellerle uyanın.

Son adım olarak kısaca birşey eklemek istedim. Ojelerinizi sürmeden(üşenmezseniz 🙂 ) altına tırnak koruyucu yada şeffaf oje sürün tırnaklarınızı kat kat soyulmasından sararmasından biraz daha koruyacaktır..

 

Evde diş beyazlatma..

Merhabalar; Başlıktan da anladığınız üzere doktora gitmeden evde bi kaç ton diş beyazlatan benimde bir tüp bitirdikten sonra ”tamamdır” dediğim bi üründen bahsedeceğim size. Splat markasına ait siyah diş macunu.

Öncelikle diş beyazlığına ailecek takıntılı olduğumuzu söylemeliyim. Çocukluğumdan beri en dikkat ettiğim şeylerden biri budur. Ve tahmin edersiniz ki günde en az 2 olmak üzere dişlerimi fırçalıyorum. Ama bunun dışında tabiki denediğim yöntemler oldu. Karbonat limon, diş beyazlatıcı kalemler vs. , hatta ve hatta evlenmeden önce doktora gidip bu ara herkesinde yaptırdığı gibi diş beyazlatma yöntemlerine başvurdum.Birincisi karbonat limon ikilisi evet beyazlatıyor fakat dişlere o kadar zarar veriyormuş ki lütfen sık sık yapmayın, hatta mümkünse hiç yapmayın. İkincisi son zamanlarda sürekli duyduğumuz kalemler asla ve asla işe yaramıyorlar. Üçüncüsü doktorda yaptırdığımız en profesyonel ama (bence) en zararlı yöntem olan beyazlatma yöntemi, kesinlikle bi kaç ton beyazlıyor ama en az bir hafta çektiğiniz sızılardan deliriyorsunuz. Ben çok pişman oldum içimdeki ses ”o beyazlığa değer” dese de acı çektiğim anlar aklıma geldikçe vazgeçiyorum.

Şimdi gelelim bu diş macununa; gratis inidirimlerinden birinde denk geldim. Tüm standın boşaltılıp kimsenin bu macuna dokunmamaması üzerine dikkatimi çekmiş ve bi şansı hakkettiğini düşünerek aldığım üründür kendisi.  Renginin siyah olması acaba durulanma aşamasında nasıl olur diye düşündürmedi değil. Fakat korkmadan kullanabilirsiniz dişlerinizi fırçalama aşamasında rengi açılarak durulaması gayet kolaylaşıyor. Tadı da diğer macunlar gibi. En can alıcı noktaya gelecek olursak kesinlikkkleee BEYAZLATIYOR. bi süredir dişlerim çay kahve gibi sürekli tükettiğim içececeklerden biraz sararmıştı. Düzenli kullandım ve bir tüp bitirdim koşarak gidip bir tane daha aldım. Sizinle paylaşmak istiyordum fakat Kardeşimin ”dişlerin beyazlamış ne kullanıyorsun” demesini bekliyordum açıkçası, çünkü bu konuda ailemizin en açık sözlü ve takıntılı bireyidir kendisi. Geçen hafta sorar sormaz hemen gidip ona da aldık denemesi için ve bayıldı. Gratis ‘te inidirimsiz hali 32 tl. Fakat inidirimleri beklerseniz 19 tl’ye düşüyor. Deneyip bana yazarsanız çok sevinirim. 🙂

 

Günlük Cilt Bakım Rutinim…

Merhabalar; sizlere bir süredir bir kaç dermatolojik tedavi yöntemlerinden bahsettim, farkettim ki en basit ama en önemli detayı atlamışım.

Başlıktan da okuduğunuz üzere günlük bakım rutinime geçelim 🙂 Öncelikle yukarıda fotoğrafta gördüğünüz bioderma ‘nın temizleme suyuyla temizliyorum( detaya girmiyorum illaki bir yerde görmüşsünüzdür. Baya iyidir kendileri). Sonra tabiki clinique yüz temizleme jeliyle köpürterek yıkıyorum. Bu şekilde anlatınca yeterli gibi geliyo olabilir ama inanın yıkadıktan sonra toniklediğim pamuk hala kirli olabiliyor, bu yüzden tonikleme aşamasını atlamayın lütfen. Derinlemesine temizlik cildinizi oluşabilecek sivilce , siyah nokta , yağ bezesi gibi istemediğimiz durumlardan olduğunca uzak tutuyor. Amway, la roche posay ,bioderma gibi ürünler denedikten sonra clinique ‘te karar kıldım çok güzel temizliyor asla kurutma yada yağlandırma, sivilce, hassasiyet gibi şeyler yapmıyor. benim yüzüm karma olduğu için bu ürünleri seçtim ama siz cilt yapınıza göre diğer numaralarını danışarak alın. Şimdi gelelim tonikten sonra ki aşamaya; tabiki nemlendirme.

Aslında, karma ve yağlıya dönük bi cilde sahip olduğum için yıllarca nemlendirici kullanmamak için direndim ama sonunda anladım ki nemlendiriciye en çok benim ihtiyacım varmış. Önceden makyaj yapar 1 saat sonra yüzümün yağını peçeteyle sürekli almaya çalışırdım (yağlı ciltliler bilir). nemlendirmeye başladıktan sonra sebum dengesi sağlandığı için aşırı bi yağ üretimi yok. Fotoğrafta gördüğünüz sarı olan benim günlük nemlendiricim, yanındaki pembe olansa yüzümün bazı zamanlarda belli bölgelerinin fazla kuruduğunu hissettiğim zaman akşam rutinime nemlendiriciden sonra eklediğim ürün. Günlük nemlendiricime göre daha jel formunda ama su gibi neme doyuruyor. Dediğim gibi bunlar benim cilt yapıma göre olan Clinique ürünleri, her cilt yapısına göre ürünleri mevcut ve ben aşırı memnunum <3 Bunu her gün yapıyor musun diyen arkadaşlarım oluyor, evet yapıyorum çünkü cildimiz emin olun göründüğünden daha hassas ve bakım istiyor. Aslında çokta uzun değil, her akşam yaklaşık 5-6 dk mı alıyor.Hiç birşey yapamayacak kadar yorgun olduğum zaman, en azından köpürterek yıkıyorum. Ve bu rutini düzenli yaptığınız zaman cildiniz daha bakımlı , daha aydınlık ve pürüzsüz oluyor.. Bana güvenin 🙂

Keratin Bakımı Nedir?

Merhaba, bugün yıpranmış saçlara yapılacak en etkili yöntemden bahsedeceğim size. Öncelikle ben hafif dalgalı ,kuru ve elektrikli saçlara sahip bi insanım. Maalesef şekil vermeden duş alıp dışarı çıkabilenlerden değilim. Evden çıkarken en az yarım saat saçıma vakit ayırmak zorunda kalıyorum ve bu artık beni çok bunaltıyordu. Bi süredir brezilya fönünü araştırıyordum, konuştuğum tüm kuaförler az da olsa yıpranma payı olabileceğini söyleyince riske atmak hiç içimden gelmiyordu. Saçımda hiç boya yok ama her gün saçını yıkayan temizlik takıntılı bi insanım maalesef  birde her gün kurut düzleştir tahmin edersiniz ki kuru sağlıksız saçlar ortaya çıkıyor. Uzatmadan sadede geleyim 🙂 Keratin bakımı diyince her kuaför ”saçın yumuşacık oluyor, birazcık da düzleşiyor ama bunu düzleştiren bi uygulama gibi değil bakım ve nem amaçlı düşün” diyor. Saç asla yıpranmaz  cümlesini duyar duymaz düşünmeden oturdum koltuğa. Önce saç yıkanıp havluyla hafif nemi alınıyor. Saç ıslakken üzerine bi losyon sürülüyor ve biraz kurumaya bırakılıyor. Yaklaşık 40-45 dk bekledikten sonra fön çekiliyor ve tekrar düzleştiriciyle üzerinden geçiliyor. Saçınızı 2 gün yıkamıyorsunuz.

Şimdi gelelim sonrasına; heyecanla saçımı yıkadım havluyla nemini alıp bekleyemeden kurutmaya geçtim. Gözlerime inanamadım, saçından şikayetçi kim varsa hepsini tek tek arayıp anlattım 🙂 saçımı kuruturken hafif elimle düzelterek kuruttum. Saçım resmen gülşen bubikoğlu saçı gibi yumuşacık dökülüyordu. Kuaförün dediği gibi %30 falan değil baya baya kurutup çıkabileceğim kadar düzleşmişti. Düzlüğü yaklaşık iki hafta sürüyor. Ama yumuşaklığı 2 aya kadar devam ediyor. Eskiden saçımı kurutup düzleştirme sürem yarım saati geçerdi. Şu an duşa girip evden hazırlanıp çıkma sürem yarım saat 🙂 Çok büyük rahatlık saç resmen kendine geliyor. Ha bide saçınız çoğalıyor bu da cabası. Saçın ne kadar sağlıklı görünüyor diyenlere bu uygulamadan bahsettiğim de kimsenin bilmediğini farkettim ve hemen yazmam gerektiğini düşündüm. Umarım okuyup yaptıranlar benim kadar memnun kalır. Fiyatı Ankara’da bi çok yerde ortalama 150 tl. Benim yaptırdığım yeri merak ederseniz yorumlara yazabilirsiniz. .

Dermapen ve Etkileri…

Tekrardan merhabalar; bi kaç yazı öncesinde size kısaca cilt problemlerimden bahsetmiştim. Şimdi ise sivilceleri hallettikten sonra miras kalan lekelerine ne yaptığımı anlatacağım.

Öncelikle gratis watsons gibi mağazalarda ”leke kremi” adı altında satılan hiç bir ürün inanın çokta işe yaramıyor. Ben de bu tarz hatalar yaptım bir sürü ürün kullandım, peki sonuç? hep hüsran. Yüzüm aşırı kötü durumda olmamasına rağmen üç beş çukur, yanak bölgemde de küçük noktalar halinde kahverengi lekeler var. Tabiki her kadın gibi onları da halletmek için her yolu denedim. Fakat dermapen kadar etkili bir yöntem görmedim. Bazılarınız eminim duymuştur. İğneli işlem olduğu için en başta ürkütücü olabilir, ama sonuç inanılmaz. 7. seanstan sonra, beni gören insanlardan aldığım tepkiler çok şaşırtmıştı. Ne yaptırdığımı sormaları doğru yolda olduğumun kanıtıydı.

Şimdi gelelim o süreç ve yaşadığım zorluklara. Birincisi , seanstan çıktıktan sonra yüzüm aşırı kırmızı oluyordu ve güneş kremi dışında bir şey süremiyordum. Yani mümkünse işiniz olmadığı bir zamanda yaptırın derim, yoksa insanların bakışlarına maruz kalabilirsiniz. İkincisi, yüzünüz bir hafta boyunca kabuklanıp soyulmaya başlıyor. Cildi temiz tutarak bol nemlendirip mecbur kalmadıkça güneşe çıkmamanızı tavsiye ederim. Üçüncüsü, bu süreçte iğneli bir tedavi yöntemi olduğu için ciltte hiç olmadığı kadar hassasiyet oluşuyor. Ama inanın yaptırdıktan sonra herkes ne yaptırdığınızı merak edip soracak. Sizi sıkmadan kısaca bahsettim fakat sorularınız olursa mutlaka yazın..

Huzur Dolu Otel Arayanlara..

Merhaba; Size anlatmaktan asla bıkmadığım bir tatilimizden bahsedeceğim. Öncelikle biz bu oteli, düğün telaşı esnasında kardeşimin sayesinde bulduk ve herşeyden habersiz fotoğraflara kanarak gittik. Yaşayanlar bilir balayı demek ilk günler sadece uyumak demek. Bizim de öyle oldu ve ilk üç gün gözümüz hiç birşeyi görmeden sürekli uyuyup düğün yorgunluğunu atmaya çalıştık. Biraz dinlendikten sonra oteli keşfe çıktık ve kaybettiğimiz 3 güne üzüldük. Tabi herkesin tatilden beklentisi farklıdır, bizim sakinlik ve huzurdu. Sianji Well Being Resort’tan bahsediyorum tabiki.(Bodrum Turgutreis’te)

Otel’in yarısı detoks bölümü ama açık büfesi o kadar geniş ve lezzetli ki diyet yapmak mümkün değil. Arkası orman önü deniz cennet gibi bir yer. Manzara ve odalar rüya gibi. Hizmet olağan üstü kendinizi inanılmaz özel hissettiriyorlar. Diğer oteller gibi büyük bir tesis değil yapılacak aktivite sadece yoga’dan ibaret. Ama sıkıldınız mı diye sorarsanız ASLA. Çalışanlar özenle seçilmiş çok belli. Eşim, karakter olarak fazla titiz ve zor beğenen bir insandır. O bile o kadar memnun ve mutluydu ki, kusur bulamadık desek abartmış olmayız. İki yıldır, sakin kafa dinlemek için bir yer arıyoruz diyen herkese düşünmeden orayı öneriyoruz. Sianji’den sonra gittiğimiz otelleri de tabiki beğenemiyoruz. :/..

Ankara’da Hafta sonu (1)

Merhabalar; Ankara’da yaşayanlar bilir, hafta sonu yapacak birşey buluyorsan şanslısın. Kahve bile içmek için gidilecek yerler bellidir.  Starbucks’ın tüm şubeleri tıka basa doludur. Yanı sıra gidilebilecek her yer. Yani kısacası bi kahve içmeye bile çıkmak istemezsin. Tam da böyle bi hafta sonu en yakın arkadaşımın ”sizi bir yere götürmek istiyoruz” demesiyle keşfettiğimiz çok tatlı bir yerden bahsedeceğim size, Fameo Caffe!

Dekorasyonu, kahveleri, sunumları herşey o kadar özenli ki neden yıllardır starbucks’ta karton bardaklarda kahve içmişiz ki dedirtti. Hepimiz farklı kahveler söyledik. Ben tabiki içinde sanat kelimesi geçer de Latte Art söylemez miyim? Zaten sunum o kadar büyüleci ki tadına bakmadan sizi etkisi altına almış oluyor. Fiyatları da starbucks’la neredeyse aynı. Ankara’lılar bilir Bilkent Center’da, hatta starbucs’ın hemen yanı 🙂 Ha bu arada sadece kahvelerinden bahsettim ama yemekte var. Henüz yemedim fakat çok iyi olduğu yönünde duyumlar aldım. En kısa zamanda deneyip onu da sizinle paylaşırım mutlaka. Siz de bizim gibi Ankara’da hafta sonu bi kahve içecek bile yer yok diye yakınanlardansanız mutlaka bi gidip kahvelerini deneyin derim. Giderseniz bana da yazmayı unutmayın..

Mac waterweight fondoten…

Merhaba, bugün sizlerle çok fazla duyup denememek için direndiğim fakat fondoten ‘im biter bitmez gidip direk aldığım fondoten ‘den bahsedeceğim. Başlıktan okuduğunuz üzere Mac water weight fondoten. Yağlı bir cilde sahip olduğum için parlak ve ıslak gösteren ürünlerden hep kaçındım. Çünkü ya daha fazla yağlandırdı ya da sivilce yaptı. Ama bu fondoten’i denediğiniz an diğerlerinden farkını hemen anlıyorsunuz. Hem parlak ,canlı ,taze bir cilt görüntüsüne sahip oluyorsunuz hem de mat bir fondoten sürdüğünüzde cildiniz ne kadar yağlanıyorsa o kadar yağlanıyor.

30 faktör güneş koruyucusuna sahip olması da benim için çok pratik oluyor. Günlük kullanım için yaz aylarında biraz fazla olabilir(ince uygulanırsa gayet doğal duruyor) ama özel günler ya da akşam makyajlarınız için harika bi seçenek. Fiyat olarak da benzer ürünlerin aksine bir tık daha düşük. Bence bi deneyin derim.. 🙂